Hoşgeldiniz Ey Müslim ; Bugün 17.05.2012 | 18:29:55

Fehim düzeyinde bir anlama doğrudan dil ile ilgilidir. Eğer söylenilen söz o dili bilenler tarafından anlaşılıyorsa, “fehim” düzeyinde bir anlama gerçekleşmiş demektir. “Fıkıh” düzeyinde bir anlama ise mütekellimin (sözü söyleyenin) kastıyla alakalıdır. Mütekellimin bu söylediği söz ile “ne demek istediği” anlaşılmışsa “fehim” düzeyinde bir anlama gerçekleşmiş demektir.
Pek çok ayette de açıkça belirtildiği gibi Kur'an Arapça konuşan bir topluma "apaçık bir Arapça" (Arabiyyen mübin) ile nazil olmuştur. Bu yüzden onun muhataplarının, "biz bu söylenileni anlayamıyoruz" demeleri söz konusu değildir ve olmamıştır da. Nitekim Allah cc. bu duruma işaret etmek için Kur'an'da şöyle der:
Eğer Biz onu, Arapça dışında herhangi bir dille okunan bir metin yapsaydık, bu sefer de mutlaka: Bunun ayetleri açık ve anlaşılır bir hale getirilseydi ya! Şimdi sen bunları yabancı bir dil ile mi anlatacaksın? Hem de Araba! Hiç olacak şey mi?" (41/Fussilet, 44)
Dolayısıyla Kur'an'ın apaçık bir Arapça ile indirilmiş olması, onun "ne dediğini" anlama konusunda herhangi bir mazerete meydan bırakmamıştır. Zaten Arap müşriklerinden bu bağlamda herhangi bir itirazın vaki olmaması, bilakis onun "ne dediğini" çok iyi anladıklarına ilişkin pek çok örneğin bilinmesi, Kur'an'ın ilk muhataplarının "fehim" düzeyinde bir anlama sorunu ile karşı karşıya olmadıklarının göstergesidir. Her ne kadar bazı sahabelerin bazı ayetleri yanlış anladıklarına ilişkin birkaç rivayet nakle [Devamı...]

















